2:38 PM
a message from neverlikethis
Teşekkür ederim okuduğun değerlendirdiğin için .) Sanırım her yazarın kaderi bazen kötü yazmak ve o benim kaderimde de var bazen olmuyorlar bende farkındayım :)
Teşekkür ederim okuduğun değerlendirdiğin için .) Sanırım her yazarın kaderi bazen kötü yazmak ve o benim kaderimde de var bazen olmuyorlar bende farkındayım :)

Yorgunum sen konusunda, uyumakta kar etmiyor artık yaralarıma.
Yalnızım sonsuz bir denizin başlangıç kıyılarında,
Kaç kişiyim senden sonra?
farkında değilim deliliğimin o da kaldı aklımın bir ucunda.
Tuhafım sen konusunda, kararsız ve bıkmış biraz…
Sitemkarlıkta var dilimin altında…
Boğuluyor cümlelerim gözlerine takılınca,
Yapma! olmuyor dedikten sonra çabalama…
İstisnayım sen konusunda hemde muamması çözümsüz bir istisna.
Bozamadım kaidelerini nasılsa bundan sonra ne varsa sen konusunda…
Olsun varsın diyorum,olsunlarım varsın sana.
Görmezsen bile duyarsın belki,takılırlar belkilerim son çabalarının oltasına…
İhtimaller biriktiriyorum sen konusunda…
Bir gün yeniden senin kalbine konu olma ihtimali var ya…
İhtilaller çıkartıyor umutlarımda.
Yeni yetme aşıkların heyecanıyla içimdeki sen olan, ilgisi sen çıkan ne varsa
Hepsi hareketlenip coşuyorlar bir anda…
Umudum var sen konusunda umutsuzluk kaplı olsada dünya…
Karşılaşırdık en iyimser tarafında
Sen huzur dolu, ben senle taşmış ….
Sevmek aslında bambaşka bir dünya ve ben başrolündeyim konusu sen olan bu dünyada,
Sana dairlerim var oldukça…
»Gürcan Öztürk
Tesekkur ederim :) keske sana duzenli yazabillecegim diyebilsem ama maalesef okul bu donem cok zor ve sanirim yaza kadar uzayacak bu ara ama yazin kesintisiz yazacagim :)
Bu büyük iltifat karşısında ne desem bilemedim .) en okkalısından teşekkürler :)

Hayır hiç kandırmadım kendimi,
Sadece yalanlar söyledim renk renkti hepsi…
Önce beyaz, sonra pembeleri sevdim, sonra sarı derken bir anda kirlendim
Kandırmadım kendimi sadece yalanlara bağımlı hale geldim.
Hayır hiç aşık olmadım sadece sevdim,
İnanmaya inandım hep bu kez son dedim…
Sonra bir baktım son kendim olmuşum hemde hiç fark etmedim.
Sevdiğim kimseye aşık olamadım, hala bilmeden yaşıyorum bir şeyi acaba sebebi benmiydim?
Hayır hiç ihanet etmedim, sadece günü geldiğinde zamanlı terk ettim
İyi bilirim zamansız gidişleri, ben hayatımdaki kimseden zamansız gitmedim
Sözün bittiği yerde yolda biter bilirim…
Bunu anladığım an daima kapıya yöneldim.
Hayır hiç hayır diyemedim, kırmaktan korkarken parçalarımı bulamaz hale geldim.
Evetlerin arasında boğuldum, kurtaranımda olmadı hiç…
Defalarca öldüm dirildim.
Maalesef hayır diyemedim, belkide bu yüzden kendimi değiştiremedim.
Hayır hiç yüz vermedim,yalnızca gülümsedim içimden geleni karşımdakinden esirgemedim.
Fakat ben gülümsedikçe satılık yaşamlar çıktı karşıma…
ve gülümsememi satın almaya çalıştılar küstahça.
Yüz vermedim hiç satmadım belki gülümsememi evet, ama binlerce göz yaşımı harcadım bu uğurda boşa…
Hayır hiç kendimle çelişmedim,yalnızca ruh hallerimi değiştirdim,
Bir günümü ötekinden farklı yaşamak için çile çektim.
Bir dakika mutlu on dakika üzgün gezdim, iki gün birini severken bir ay kendimden nefret ettim.
Evet kendimle çelişmedim sadece öz benliğimden yeni yetme duygular eksilttim.
Kendimi tarif edeyim derken hiç tanımadığım birini tasfir eder hale geldim.
Hayır hiç isyan etmedim ne kaderime ne elimdekilere yalnızca ,yalnızlığı seçtim.
tarafsız bölgeydi çünkü yalnızlık, beni olduğum gibi olduğum için kabul etti.
Biraz rahata erebilmek uğruna etrafımdaki tek tüklüğüde temizledim.
Derin bir nefes çektim temiz olmayı dileyerek kendime yeni rüyalar beğendim…
Hayır hiçbir zaman azla yetinemedim hep bir adım ötesini düşledim…
Sadece azdan çok yaratmayı denedim bazen başarılı bazense başarısız oldum belki…
Ama bu sayede hayatın astarını çevirip giymeyide öğrendim.
Hayır hiç gözü kapalı gitmedim insanlıktan, yalnız bir eyvallah saldım Galatadan Boğaza doğru…
Yolumu kendim çizip payıma ne düştüyse kendim çektim.
Hayır hiç ama hiç pişman değilim herkese tavsiye ederim ….
»Gürcan Öztürk

Kendiyle savaşıdır yalnızlığı insanın,keşfetme süreci..
Yeniden öğrenme anlama çabası.
Bir yandan büyük parçalar kaybederken öte yandan damla damla artması
Yavaş yavaş yol alması….
Sanattır yalnızlık kabiliyettir, kişiseldir ve değişir.
Kolay görülür ya hep dışarıdan bakana…
Bazısı küfreder tüm bildikleriyle,
”vardır elbet bir nedeni yalnız kalmasının hak etmiştir” der,
Bazısıda daha ılımlı yaklaşır kafa dinlediğini zanneder.
Çareyi yalnızlığın dostluğunda bulduğunu düşünür öyle niteler…
Oysa işin aslı hepsinden farklı…
Yalnızlığı yanına alan insan sever yalnızlığı,sevmek zorundadır.
Çünkü yalnızlık bir sanattır,sonradan yalnız olunmaz…
Ya doğuştan yalnızsındır yada değil bu yönden, yalnızlık birazda kaderciliktir.
Tanrı vergisidir,ama hükümleri kişinin kendisine aittir.
Beceri ister kısacası yalnızlık, eğer lütfedildiyse iyi kullanmak gerekir…
Yoksa tüm sanatlar gibi tehlikelidir,bitirir öldürür,izini kaybettirir.
Sanatına sırtını çevirenlere acımaz yalnızlık oda, sırt çevirir
Ancak giderken sadece kendisini değil aitliğinde olduğu kişideki herkesi ve herşeyide götürür tüketir…
Bir sanattır yalnızlık, üçüncü bir gözdür,naif bir dokunuştur,ışıltılı bir ses,hassas bir kokudur…
Hissedilmesi kolay işlenmesi zordur.
Yalnızlık sanatı hem cezbedici bir o kadarda tehlike doludur.
»Gürcan Öztürk

Nerdesin şimdi bilmiyorum
Çok şarkılar söyledim ardından,yüzümü görüyormusun?
Bazen özlediğimi söyledim yokluğuna duyuyormusun?
Yataklar paramparça sensiz, nerdesin söyle tek gecelik hikayem? sende özlüyormusun?
Yaşlandım o geceden sonra ıslandım çürüdüm biraz,ama yenilendim,yenilmekten kurtuldum.
Kokun burnumda, tadın tüm bedenimde dolaşıyor hala…
Yüreğimde küçük bir nokta olursun sanmıştım…
Oysa tamamını kapladın bir gecede
Nerdesin tek gecelik hikayem? belki bir gün yeniden karşılaşırız…
Bırakmam seni bu sefer, anlamadım özür dilerim
Göremedim gözlerindeki yıkıntıları inan yenilerini eklemek istemezdim, beceremedim.
Bir kez daha, son kez daha görsem seni…
Söylenecek o kadar çok söz varki….
Bitmez bu hikaye tek gecede bende.
Tek gecelik hikayemsin, rüyamıydın yoksa sadece?
Tutkunun esiri duygularımda kaybettim ben seni…
körelmiş yüreğimi yıkadın o gece nasılda bilemedim.
Sevgiydi tek istediğin konuşamadım anlatamadım, anlayamadım…
Bir ses ver tek gecelik hikayem, çıkamıyorum sabahlara bir el ver.
Bana yeni bir ben verdin ve sessizce gittin kırgın, üzgün ,yıkkın, bitmiş
Buna hakkım yoktu vicdanım o gecede kaldı…
Dön tek gecelik hikayem başlamadan biten öykümüze
Bu sefer her şey gerçekten farklı çok özledim insan olmayı…
Gelirsen eğer hepsi sen nasıl istersen ….
Sen üzme tek gecelik hikayem benim üzdüğüm gibi seni
Farkında değilsin belki ama yeniden yaşattın beni…
Tek gecede olsa ben ömürlük sevdim seni….
»Gürcan Öztürk

Uzun zamandır izlediğim ve derinden etkilendiğim filmlerden olduğu için My Sister’s Keeper ı ele almak ve kendimce tanıtmak istedim.Oldukça samimi içten ve kalbe akıp giden, duygulara dokunan hassas bir film olmuş…
Genel konu; aile bağları, kardeşlik ilişkileri ve bu bağları temelden sarsan bir olay, bununla başa çıkma mücadelesi ve bu süreçte meydana gelen maddi manevi tüm değişimler. Film bu süreçleri ve zamanıda ustalıkla ayarlayabilmesi yönünden takdirimi kazandı doğrusu.Böyle ağır ve derin bir konunun bu kadar kısa bir zaman sürecinde tüm ayrıntı ve yoğunluklarıyla ele alınamayacağını düşünmüştüm, ancak beni yanılttı.Kısaca filmin konusu üzerinden geçecek olursam Fitzgerald ailesinin en büyük kızları olan Kate çok küçük yaşta Kansere yakalanır, ailesi yıllarca tedavisi için mücadele eder ancak gerekli ilerleme sağlanamaz. Tamda bu aşamda Kate’in doktorunun önerisiyle Sara ve Brian Fitzgerald çifti kızlarını her anlamda kurtarabilmek için bir çocuk daha yapmaya karar verirler. Anna ablası için dönor olarak planlanmış bir çocuktur. Ancak 11 Yaşına geldiğinde artık hiçte işler ailesinin istediği gibi gitmemeye başlar çünkü Anna kendi vücudunun denetim haklarını almak için ailesine dava açar ve kardeşine böbreğini veya herhangi başka bir dokusunu vermek istemediğini kendisininde değerli olduğunu söyler.Aslında film tamda bu noktada başlıyor, bu aşamdan sonra ailenin düştüğü zor durum, çocukları arasında tercih yapmak zorunda kalıp kalmadıklarının sorgulanışı, öte yandan ise tüm açıklığıyla işlenen Kanser ve ilerleme sürecinde meydana getirdiği hasarlar.Filmin geçmiş ve günümüz odaklı anlatımıda son derece güzel olmuş yer yer geriye dönütlerle karakterlerin günümüzdeki davranış biçimlerini daha iyi anlamamız sağlanmış. Kate’in kendisi gibi kanser hastası bir gençle olan aşkı ise belkide duygusal anlamda filmin bel kemiğini oluşturmuş, yine Tüm ailenin Sahildeki buluşması ne olursa olsun bütünlük aile bağlarının kopmaması gibi mesajları güzel vermiş.Özellikle Küçük yıldızların ve Cameron Diazın olağanüstü performansları ise görülmeye değer doğrusu.Yine finale yaklaştıkça baş gösteren umutlar hayal kırıklıkları karşılıklı diyaloglar açığa çıkan sırlar hepsi birleşince izleyicinin göz yaşlarının akması kaçınılmaz oluyor.Verdiği mesajlar ve anlatım tekniği yönünden kusursuz bir film olmuş. Zira ana karakterlerin ağzından verilen konu olayın herkes açısından boyutlarını anlamamız açısından çok etkili olmuş. Aslında hayatta küçük şeylerden nasıl mutluluklar çıkarılılabileceğini sorun ettiğimiz olayların üzüldüğümüz pek çok saçma şeyin ne denli gereksiz olduğu bir yerlerde nasıl bütyük sorunlarla mücadele edenlerin olduğu, ve buna rağmen mutluluk umut ve yaşama enerjilerini kaybetmeyişleri iyi ele alınmış…
ve sanırım en vurucusu ise final sahneleri olmuş, finalde Anna’nın yaptığı konuşma onun öncesinde Kate’in annesiyle olan diyalogları hayata bakış tarzımızı bir kez daha gözden geçirmemiz gerektiği konusunda bize yapılan uyarılar gibi.My Sister’s kepeer her anlamda başarılı bir dram olmuş izlenip alıncak çok ders var …
»Gürcan Öztürk